click to enable zoom
loading...
We didn't find any results
Haritayı Büyütün
View Roadmap Satellite Hybrid Terrain Ofis Konumu Tam Ekran Önceki Sonraki
Your search results

BOĞAZIN İNCİSİ , İSTANBUL DA BULUNAN YALILAR VE HİKAYELERİ

Posted by admin on Eylül 20, 2023
0

Emine Valide Paşa Yalısı

İstanbul Boğazı’nda yer alan Emine Valide Paşa Yalısı, dikkat çekici bir kültürel ve tarihi simge yapı olarak durmaktadır. Emine Valide Paşa Yalısı, 18. yüzyılın başlarında Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Sultan III. Ahmed’in annesi Emine Valide Sultan tarafından yaptırılmış ve öncelikle yazlık olarak inşa edilmiştir. Yalı, kraliyet ailesi için bir sığınak görevi görüyordu ve İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nın sınırlarından bir soluklanma olanağı sunuyordu. Emine Valide Paşa Yalısı’nın mimarisi Osmanlı tasarımının ihtişamını ve zarafetini sergiliyor. Simetrik düzeni ve süslü detaylarıyla geleneksel Türk mimari tarzını bünyesinde barındırıyor. Konak, ahşap ve taş yapıyı birleştiren iki katlı bir yapıya sahiptir. Yalı, Boğaz’ın nefes kesen manzarasına açılan geniş bir avluya sahiptir. Cephelerde Osmanlı mimarisinin belirgin bir özelliği olan karmaşık ahşap işçiliği sergileniyor. Ayrıntılı oymalar saçakları ve diğer mimari unsurları süsleyerek genel tasarıma ihtişamlı bir dokunuş katıyor.Emine Valide Paşa Yalısı, cazibesine katkıda bulunan çeşitli önemli özellikleriyle itibar görmektedir.

Bu özellikler arasında:

-Bahçeler: Yalı, güzel peyzajlı bahçelerle çevrilidir. Sakin bir ortam ve panoramik Boğaz manzarası sunuyor. Emine Valide Sultan bahçecilikle yakından ilgilendi ve bahçelerin canlı bitki örtüsüyle donatılmasını sağladı. –
-Sanat Eserleri  Yalı’nın iç mekanında enfes tablolar, girift tasarımlı çiniler ve süslü tavanlar göze çarpıyor. Bu sanatsal unsurlar dönemin ince zevkini yansıtıyor ve Osmanlı elitinin sahip olduğu zenginliğin bir kanıtı olarak hizmet ediyor.
-Tarihi Eserler: Yalı, mobilya, halı ve seramik gibi tarihi eserlerden oluşan bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Bu eserler Osmanlı döneminin yaşam tarzına ve maddi kültürüne bir bakış sağlıyor.

Yalı, inşa edildiği tarihi bağlamın bir kanıtı olarak hizmet vermekte ve dönemin sosyal ve kültürel yönlerine ışık tutmaktadır. Emine Valide Paşa Yalısı’nın varlığını sürdürmesi ve halkın erişimine açık hale getirilmesi amacıyla korunması ve restore edilmesi yönünde çalışmalar yapılmıştır. Restorasyon çalışmaları, özgün mimari bütünlüğün korunmasına ve sınırları içinde bulunan tarihi eserlerin korunmasına odaklanmaktadır.Emine Valide Paşa Yalısı sadece mimari bir mücevher değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel bir hazinedir. Muhteşem tasarımı, pitoresk çevresi, ve tarihi eserleriyle Osmanlı İmparatorluğu’nun zengin tarihini ve sanatını keşfetmek isteyenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer haline geliyor. Bu yalının korunması ve değerlendirilmesi, Türkiye’nin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere geçmişin zenginliklerinin anlatılması açısından hayati önem taşıyor.

Mısırlı Yusuf Ziya Paşa Yalısı

Perili Köşk olarak da bilinen Mısırlı Yusuf Ziya Paşa Yalısı, İstanbul’un Sarıyer ilçesinin Rumelihisarı semtinde bulunan tarihi bir yapıdır. Sahibi İtalya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında ticaret yapan tanınmış tüccar Yusuf Ziya Paşa’ydı. Yapımının uzun sürmesi nedeniyle yalıya Perili Köşk adı verilmiştir. Bina dokuz katlıdır ve yaklaşık 5000 m² alanı kaplamaktadır. Yusuf Ziya Paşa, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa ile arasındaki rekabet nedeniyle yalıyı Hıdiv Kasrı’ndan daha büyük hale getirmek için yedi katlı bir kule ve on kat daha inşa ettirmiştir. Yıllar geçtikçe yalının bazı katlarının boş kalması, yalının “perili köşk” olarak tanınmasına katkıda bulundu.

Türkiye’de ilk ve tek olan ışık tüpü uygulaması Perili Köşk’te

Yusuf Ziya Paşa 1926 senesinde vefat edene kadar, ikinci eşi Nebiye Hanım ve Nebiye Hanım’ın ilk eşinden olan kızları Sabiha ve Melek ile birlikte bu köşkte yaşadı. Paşanın vefatından sonra da aile 1993 yılına kadar köşkte oturdu. Bu tarihte köşkü Basri Erdoğan satın alarak restorasyon çalışmalarına başladı. Lakin köşkün kullanılamaz durumda olduğu görülünce, Anıtlar Kurulu’nun kararıyla ilk hali göz önüne alınarak yeniden yapıldı. Otuz senedir yalnızlığa terk edilen köşkü, Borusan Holding 1 Mayıs 2002’de 25 yıllığına kiraladı ve Salıpazarı’ndaki merkezini buraya taşıdı. Köşkün dış görünüşü aynen içi tamamen değiştirildi. Türkiye’de ilk ve tek olan ışık tüpü uygulaması Perili Köşk’tedir.

Esma Sultan Yalısı

Esma Sultan Konak, adını ilk sahibi Osmanlı Padişahı I. Abdülmecid’in kızı Esma Sultan ile eşi Gülüstü Hanım’dan almıştır.
Konağın uzun ve zengin bir tarihi vardır. Esma Sultan başlangıçta eşi Mehmed Şevket Paşa ile birlikte konakta yaşıyordu. Onların ölümlerinden sonra konak büyük ölçüde terk edildi. 1975 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlandı.
Esma Sultan Yalısı, doğrudan sahile açılan bahçesiyle Boğaz’da mükemmel bir konuma sahiptir. Girişi iki büyük, süslü kapıyla işaretlenmiştir ve bina boyanmıştır.3 [1] . Konağın ziyaretçileri, mermer zeminler, yüksek tavanlar ve süslü ahşap işçiliği 3 gibi güzel mimari özelliklerinin keyfini çıkarabilirler.

Ahmed Mithad Efendi Yalısı

Ahmed Mithad Efendi Yalısı, Fevzi Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır ve başlangıçta ahşap bir yapı olarak inşa edilmiştir. Ancak bakımsızlık ve bozulma nedeniyle 1991 yılında yeniden inşa edilmiştir. Yapının zemin katı taş ve yığma, üst katları ise ahşaptan yapılmıştır
Konak, 19. yüzyıl Osmanlı döneminin mimari tarzını ve yaşam tarzını yansıtmaktadır.
Yalı adını, basın ve edebiyat dünyamızın önemli şahsiyeti olan Beykoz’da çiftliği ve kendisine ait sırmakeş suyunun da sahibi olan ve burada yaşayan Ahmet Mithat Efendi’den almış olup, bu varlıkları miras yoluyla değil kendi çabalarıyla elde ettiği bilinmektedir. Yalı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Kurulu tarafından 1971 yılında koruma No 5 ile tescil edilmiştir.

Çürüksulu (Muharrem Nuri Birgi) Yalısı

Yalının ilk sahibi Tırnakçızade isimli bir tüccar. 1890’da Çürüksulu Mehmet Paşa yalıyı satın alarak içinde önemli değişiklikler yapmış, bahçedeki ağaçlar Gürcistan ve Kafkasya’dan getirilmiş. Artık önünden sahil yolunun geçtiği, kayalara asılmış gibi duran ve Salacak tepelerinden dünyanın en güzel manzaralarından birini gören bu konak “Belkıs Hanım Yalısı” olarak da biliniyor. Çürüksülü Mahmet Paşa’nın kızı Belkıs Hanım, güzelliği kadar, hareketli hayatıyla da meşhur. İlk eşi Atatürk’ün hukukçu diplomatı Ethem Menemencioğlu. Paris’te yaşamayı tercih eden Belkıs Hanım, sonra Boğaziçi’ne taşınıyor. Köşkte ağırladığı misafirler arasında Prenses Bibesco, Kontes de Noailles gibi ünlü aristokratlar var. Ama yalı çökmeye başlıyor. Sonunda artık bütçesi de yetmediğinden pes ediyor ve 1968’de yalıyı arkadaşı diplomat Muharrem Nuri Birgi’ye satıyor. Aşı rengi boyalı bina 1971’de Muharrem Nuri Birgi ve mimar Turgut Cansever tarafından restore edilmiş. Muharrem Nuri Birgi restorasyonu yapabilmek için üç mülkünü satmış. 1986’da öldüğünde yalı, Birgi’den işadamı Selahattin Beyazıt’a geçmiş.

Yılanlı Yalı

Bebek’ten Rumeli Hisarı’na doğru gidince karşınıza çıkacak 18. yy mimarisi Yılanlı Yalı’nın adı mecburiyetten böyle… Hikayesi şu: Bir Boğaz gezisi sırasında yalıyı çok beğenip satın almak isteyen Sultan II. Mahmud, Musahip Said Efendi’ye yalının kime ait olduğunu sormuş. Yalıyı kendine isteyen Musahip Said Efendi, “Sultanım o yalı yılan kayalıklarının üzerine yapılmış. Bu yüzden sürekli yılan çıkmakta” diye yalan söyleyerek padişahı vazgeçirmiş. Bu yalandan ötürü kendisinin de sahip olamadığı yalının ismi “Yılanlı Yalı” olarak kalmış. Sultan III. Selim zamanında inşa edilmiş olan yalının ilk sahibi Reisülküttab Mustafa Efendi. Yalı 1964’teki bir yangınla tamamen yanmış. 1989’da Bursalı bir sanayici tarafından satın alınan yalının bir kısmı aslına uygun olarak restore edilse de, diğer kısmı beton bir apartman.

Recaizade Mahmud Ekrem Yalısı

Tevfik Fikret ile beraber Servet-i Fünun dergisini çıkaran Recaizade Mahmud Ekrem, Yeniköy’ün girişi Vaniköy’de ailesine ait arazide yaptırmış yalıyı. “Araba Sevdası” eseriyle tanınan yazar, buradaki evde doğmuş. Amcasının kızı Ayşe Güzide Hanım’la da burada evlenmiş. Devrin en meşhur ve kıymetli yazar, şair ve düşünürlerinin toplandığı, edebiyat meclislerinin kurulduğu bu yalı, Servet-i Fünun Edebiyatı’nın doğuşuna ev sahipliği yapmış. Bu ekolün karargahı haline geldiğinden yalı, “Yazarlar Yalısı” olarak bilinmiş. Yazarı, Çubuklu’daki Hıdiv Abbas Hilmi Paşa’yla haberleşiyor diye II. Abdülhamid’e jurnallemişler. Bu yüzden yalıyı satıp Cihangir’e taşınmak zorunda kalmış. 1980’lere kadar Mısırözü Fabrikası olarak kullanılan bina, şimdi Haydar-Güner Akın çiftine ait.

Afif Ahmed Paşa Yalısı

İstinye-Yeniköy arasında bulunan ve tahminen 1900-1910 yılları arasında inşa edilmiş yalıdır.

Klasik boğaz yalıları tipinden farklı, eklektik beyaz, 4 katlı ve simetrik bir yapıdır. Her katının farklı stili, dört kulesi olan yalı ismini, ikinci sahibi Ahmet Afif Paşa’dan alır. Mimarı, Alexandre Vallaury’dir. Yalının arkasında korusu ve koru içinde yalının bir parçası olarak inşa edilmiş olan Afif Paşa Mehtabiye Köşkü adlı yalı köşkü bulunur.

Osmanlı hanedan mensuplarının sürgüne gönderilmesi üzerine satışa çıkan yalıyı Pera Palas otelinin sahibi Beyrutlu iş adamı Misbah Muhayyeş’e satın aldı. 1926-1932 yılları arasında çeşitli defalar İstanbul’a gelen ve Pera Palas’ta kalan yazar Agatha Christie, Misbah Muhayyeş’e konuk olarak bu konakta da kalmıştır.[1] Yalı, bir dönem filmlere set olarak kiralandı ve TRT’de yayınlanan ilk yerli dizi olan Aşk-ı MemnuHalit Refiğ tarafından Afif Paşa yalısında çekildi.

Said Halim Paşa Yalısı

Sait Halim Paşa Yalısı’nın geçmişi 1820’lere uzanıyor. Yalı, Ayan Meclisi üyesi Nikolas Aristarhis’in mülkiyetine geçmiş sonraları. 1863’te Aristarhis Ailesi, eski binanın yerine yeni bir yalı yaptırmış. Yalıyı alan Abdülhalim Paşa, istediği büyüklükte olmamasından ötürü, Petraki Adamanti’yi daha büyüğünü yapması için görevlendirmiş. Paşanın oğlu Said Halim, sekiz kardeşinin hisselerini satın alarak yalının tek sahibi olmuş. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan ve Osmanlı’ya 1913’ten 1917’ye kadar sadrazamlık yapan Said Halim Paşa, tarafsız kalmak için uğraşmışsa da Osmanlı’nın Almanya’yla beraber I. Dünya Savaşı’na girmesine engel olamamış. İki devlet arasında yapılan o gizli anlaşmayı bu yalıda ve hiç istemediği halde zorla padişah adına imzalamak zorunda kalmış paşa. Ardından da Malta’ya sürgüne gönderilmiş. 1921’de Roma’da bir suikast sonucu hayatını kaybetmiş. Önündeki heykelden dolayı “Aslanlı Yalı” olarak da bilinen neoklasik mimariye sahip yalı, 1995’te şaibeli bir yangının kurbanı olmuş. Geçirdiği restorasyondan sonra şimdilerde özellikle düğünler için kullanılan popüler bir mekan.

Mabeyinci Faik Bey Yalısı

Mabeyinci Faik Bey Yalısı 1890’da adını taşıdığı kişi tarafından yaptırıldı. Yalının her iki ucunda yeşil külahlı iki kule bulunuyor. Faik Bey, Sultan Abdülaziz dönemi yalı anlayışına hayran olduğundan çağının modasına uymadı ve yalının içini eski Osmanlı zevkine göre yaptırdı. Yalı 1950’lerde yapılan restorasyonda yıkılıp yeniden yapıldığından bazı özellikleri kaybolsa da tıpkı iki katlı cumbası gibi eski Osmanlı zevkinin ağırlığını ve azametini halen taşıyor. Faik Bey’den sonra yalıya ünlü armatör Nazım Kalkavan sahip oldu. Ardından son halife Abdülmecid’in kızı Dürrüşehvar Sultan’ın oğlu Haydarabad Nizamı Bereket Şah’ın ilk eşi Esra Bereket’in yaşadığı yalı, daha sonra Hacı Sabancı’ya satıldı. Yapı, bir kült olan Topkapı filminde de kullanılmış. 1964 yapımı Melina Mercouri ve Peter Ustinov’un başrollerini paylaştığı filmde hırsızlar Topkapı Hançeri’ni çalmaya çalışıyorlar.

Bahriyeli Sedad Bey Yalısı

Anadoluhisarı’ndaki yalı, Bahriyeli Sedat Bey’in dedesi Mustafa Reşit Paşa tarafından 20. yy’ın başında neo-barok üslupta haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölüm halinde yapılmış. Bahçesindeki manolyalardan ötürü “Manolyalı Yalı” olarak da biliniyor. Bahriyeli Sedat Bey Yalısı, Abdülhamit’in Hünkar İmamı olan Mehmet Niyazi Araz’ın torunları Bülent ve Edip Işıklıoğlu tarafından 1992’de satılmış. Yalının sol bölümü Doğuş okulları ve üniversitesi sahibi Doğu Gözaçan’a ait. Sağındaki beyaz renkli Rıza Bey Yalısı’nda da Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü Üstün Ergüder oturuyor.

Zarif Mustafa Paşa Yalısı

Karadeniz’le Marmara’nın birleştiği noktada bulunan yalı, ilk yapıldığında şimdiki halinin üç katı büyüklükte, haremlik, selamlık ve kayıkhane bölümlerinden oluşuyormuş. Yalıyı II. Mahmud’un kahvecisi Kani Bey, 1800’lerde satın almış. 1848’de Zarif Mustafa Paşa’nın mülkiyetine geçmiş ve 1992’ye kadar da bu ailenin fertleri tarafından kullanılmış. Eski bir Bizans manastırının kalıntıları üzerine yapılan yalıdaki ayazma hala binanın bahçesinde. Paşa’nın damadı Sadık Bey, kayınpederinin verdiği ziyafetlerden bunalarak, selamlık ve kayıkhaneyi satın alıp araya bir duvar ördürmüş. Sadık Bey’in oğlu Osmanlı mebusu Mehmet Esat Bey, Hz. Muhammed’in sakalına ait bir teli Anadolu Hisarı’ndaki Fatih Camii’ne hediye edince, yalı “Esat Bey Yalısı” olarak tanınmış. Kurtuluş Savaşı’nda İngilizler şehri işgal edince, Esat Bey’in oğulları yalıyı Anadolu’ya silah ve mühimmat göndermek için kullanmışlar. Yalının harem kısmı da İngiliz askerleri kullanır kaygısıyla, sahipleri tarafından yıktırılmış. 2000’den beri Demet Sabancı Çetindoğan’a ait yalıda Colin Powell, Oprah Winfrey, Madeleine Albright ve Rus Grand Düşesi Maria Vladimirovna Romanova gibi isimler ağırlanmış. Binadaki en önemli kısımlardan biri de kapalı bir havuz gibi düşünebileceğimiz deniz hamamı. Mahremiyet yüzünden denize giremeyen kadınlar geçmişte evin içindeki bu havuzda yüzerlermiş. Şu anda kahve odası olan bu yerin camla kaplı zemini akvaryum olarak kullanılıyor.

Nuri Paşa Yalısı

Uzun yıllar Rahmi Koç’un yaşadığı bu binanın, Abdülhamid’in subaylarından Nuri Paşa tarafından 1895’lerde yaptırıldığı tahmin ediliyor. Mimari bakımdan art nouveau üslupta yapılmış olan yalının, klasik Boğaziçi yalılarından farkı balkonu olması. Rahmi Koç Kandilli’deki Kont Ostrorog Yalısı’na taşınınca bu yalı oğlu Ali Koç’a kalmış.

1994’ten Günümüze Değişmeyen Güvence

Compare Listings